Salı , Aralık 1 2020
Ana sayfa / İslam / Cuma hutbeleri / Rahmet sahibi olmak -21 Haziran 2013 hutbesi-

Rahmet sahibi olmak -21 Haziran 2013 hutbesi-

[printfriendly]

“Merhamet edenlere Allah da merhamet eder. Siz yeryüzündekilere (bütün canlılara) merhamet edin ki, göktekiler de (Allah ve melekler) size merhamet etsin.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 58)

Muhterem Müslümanlar,

Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: Allah mahlukatı yarattıktan sonra, ‘Rahmetim gazabımı geçmiştir.’ yazdı ki, bu arşın üzerinde, Allah’ın kendi katında bulunmaktadır. (Müslim, Tevbe, 14-16) Rahmet, bütün yaratıkların iyiliğini isteyip onlara yardım etme arzusudur. Allah Teâlâ’nın bu kelimeden türemiş bazı güzel isimleri vardır: Rahmân (Esirgeyen) ve Rahîm (Bağışlayan) gibi. Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla yerde geçen bu isimler, Allah’ın rahmetinin çok ve tükenmez derecede bol ve her şeyi kapsadığını gösterir.

 

Bu rahmet hayatın kaynağıdır. Dünyaya gelen her canlı yavrusu, ancak Allah’ın verdiği nimetler ve ana-babasının sevgi ve merhametiyle gelişip büyüyebilir. Eğer bu merhamet duygusu olmasa, hayatın devamı mümkün olmazdı. Allah Teâlâ, Benim rahmetim her şeyi içine almıştır. (A’râf suresi, 7:156) diye buyurmaktadır. İnsanların, hak yolunu bulmaları için Allah Teâlâ sayısız nimet ve muhteşem bir doğanın yanında, bir de insanlara kitaplar ve peygamberler göndermiştir ki, o da rahmetinin bir tecellisidir: (Ey Muhammed) Biz seni, âlemlere rahmet olasın diye gönderdik. (Enbiyâ suresi, 21:107)

 

Kıymetli Kardeşlerim,

Allah Teâlâ, rahmetini yüz parçaya ayırdı, doksan dokuzunu yanında bıraktı, bir parçasını yeryüzüne indirdi. İşte bu bir parça rahmet sebebiyle bütün yaratıklar birbirine merhamet eder. Hatta yavrulu bir kısrak, yavrusu daha rahat emebilmesi için ayağını kaldırır. (Buhârî, Edeb, 19) Bu hadîs-i şerif, rahmet cevherinin aslında bir bütün olduğunu, sadece insanlara değil, bütün mahlukata verildiğini gösterir. Aynı zamanda rahmetinin 99 parçasının hayal edemeyeceğimiz azamette olduğunu gösterir. Böylelikle, kalbinde merhamet duygusu taşıyan bir insan, içinde ilahi bir cevher taşıyor demektir. Merhameti olmayan kişi, bu ilahi nimetten nasipsiz kalmıştır. İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez. (Müslim, Fedâil, 66) diye buyurur Efendimiz (s.a.v.). Dualarımızda, doğrudan cennete girenlerden olmak için Allah’a yalvarırız. Hesapsız bir şekilde günahlarımızın affını içtenlikle isteriz, değil mi? Peki biz de kolaylıkla başka insanları affedebiliyor muyuz?

 

Muhterem Kardeşlerim,

Mübarek Beraat Gecesi’nin arefesinde olduğumuz bu günlerde Allah (c.c.)’nun biz kullarına göstermiş olduğu rahmeti, bizler de başkalarına karşı göstermeliyiz. Dolayısıyla Allah’ın işaret ettiği ahlak ile ahlaklanması gereken biz Müslümanların merhameti bütün müminleri, bütün insanları, hatta bütün canlıları içine almalıdır. Merhamet edenlere Allah da merhamet eder. Siz yeryüzündekilere (bütün canlılara) merhamet edin ki, göktekiler de (Allah ve melekler) size merhamet etsin. (Ebû Dâvûd, Edeb, 58) Rabbimize “Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle.’’ (Tirmizî, Deavât, 84) diye dua ettiğimiz gibi, biz de samimi bir şekilde bize karşı yapılan hata ve kusurları af edelim, hakkı geçen herkesin hakkını helal etmenin üzerimizden aldığı yükü hissedelim, üzerimizde hiçbir hakkın bulunmamasının lezzetini tadalım. Umulur ki, bu davranışımız, Allah’ın hoşnutluğuna ve bizleri affetmesine vesile olur. Allah’ın rahmeti ve merhameti ebediyen hepimizin üzerine olsun.

 

IGMG İrşad Başkanlığı

Hakkında Hasim Angin

BİF Basın Yayın

İlgini Çekebilir

Camilerimiz ve Biz: 4 Nisan 2014 hutbesi

[printfriendly] “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve …