Pazartesi , Kasım 30 2020
Ana sayfa / İslam / Cuma hutbeleri / Nikâh ve evlilikte uyulması gereken ana ilkeler: -7 Şubat 2014 hutbesi-

Nikâh ve evlilikte uyulması gereken ana ilkeler: -7 Şubat 2014 hutbesi-

[printfriendly]

“Ve biz, her şeyi iki çift yarattık. Umulur ki, öğüt alıp-düşünürsünüz.” [Zariyât suresi, 51:49]

وَمِن كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

 

Muhterem kardeşlerim!

Bugünkü hutbemiz, nikâhta ve evlilikte uyulması gereken temel ilkeler hakkında olacaktır.

 

Aziz cemaat!

Okuduğumuz ayet-i kerimede Rabbimiz (c.c.), “Ve biz, her şeyi iki çift yarattık. Umulur ki, öğüt alıp-düşünürsünüz.” [1] buyurmakta, dolayısı ile kadın ile erkeğin birbirlerine eş olarak yaratıldıklarını ifade etmektedir. Kadın ve erkeğin birbirine eş olması ise evlilik yolu ile, aile kurarak gerçekleşmektedir. Ailenin, evliliğin temeli de nikâh denilen bir sözleşme ile kurulur.

 

Değerli kardeşlerim!

Nikâhtan önce evlenecek olan gençlerin veya tekrar evlenmek durumunda olanların birbirini, İslami edeb ve adaba uygun olarak görmeleri ve tanımaları gerekmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sünneti de bunu gerektirmektedir. Aile büyükleri, toplumun önde gelenler ile dost ve arkadaşların tavsiyelerini almak da, sağlam evlilikler için önemlidir.

 

Evlenecek olanlar, özellikle ilk kez evlenecek olan gençler, kız olsun, erkek olsun, şunu bilsinler ki, evlilik bir gençlik hevesi değildir. Evlilik hayat boyu sürer. Onun için de sevgiyle, saygıyla birlikte gelişir, hayatın zorlukları ancak bu ikisinin birleşmesi ile aşılır.

 

Kur’an’a göre, Allah, eşleri, “kendileriyle huzur bulmak” için yaratmış, böylece aralarında sevgi ve şefkat meydana getirmiştir. [2] Dolayısı ile evlilik, huzur bulmak, o huzur ortamı içinde de sevgiyi ve şefkati canlı tutmak içindir.

 

Değerli kardeşlerim!

Gençlerin istemedikleri kimselerle evlenmeye zorlanmaları, kurulacak olan aileyi henüz kurmadan yıkmak demektir. Huzuru, sevgiyi ve şefkati arayan gençlerin dünyasını bu şekilde karartmamak gerekir. Onun içindir ki, sünnette de ifade edildiği gibi, evlenecek olan gençlerin, kız veya oğlan farketmez, dindar olanının tercih edilmesi gerekir. Dindar olmak demek, eşini, ailesini, eşinin ailesini seven, saygı gösteren ve bu müesseseyi en güzel ahlak ile koruyacak olan kimse demektir. Aslında mesele nikâh kıyılıp bir aile olunca başlamaktadır. Yani, ailenin huzurlu bir şekilde devam etmesini sağlamaktır.

 

Muhterem cemaat!

Evlilik sürecinde, insanoğlunun kimi özelliklerinden kaynaklanan problemler oluşabilmektedir. Bu problemler, sevgi ve şefkat ile çözülmez ise, boşanma dediğimiz neticelere kadar varır. Bu nedenle, kadın da erkek de, davranışlarının sorumluluğu içinde olmalıdır.

 

Ey cemaat!

Eşler, hiçbir zaman birbirinin hasmı olamaz. Aksine onlar, birbirlerinin dostudur, sevgilisidir, yâridir. Kadın ve erkek birbirinin örtüleridir. Ayette, “Onlar (kadınlar) size örtüdür ki, siz de onlar için örtüsünüz.” [3] buyurulmaktadır. Demek ki, kadın da, erkek de birbirini koruyacak, öfkelerini şefkatle ve aile sorumluluğu ile yenecektir.

 

Bir başka ayette, evlilik sürecinde hoş olmayan gelişmeler yaşandığında bu hoşnutsuzluğun hemen aileyi, yuvayı yıkmaya yönelik olmaması gerektiğine işaret edilir. Mealini vereceğimiz bu ayette, her ne kadar doğrudan erkeklere hitap edilse de, aynı hitap kadınlar için de söz konusudur. Ayette şöyle buyurulmaktadır: “…Kadınlarla güzellikle geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmasanız da Allah onda birçok hayır takdir etmiş bulunur.” [4]

 

Muhterem Müslümanlar!

Bizler için tek sarsılmaz örnek olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hayatı boyunca ailesini sevgi, şefkat ve merhametle korumuştur. Eşlerinin, huzurlarını bozacak davranışlarını şefkatle aşmış, her zaman onları sevdiğini göstermiş, hissettirmiştir.


[1] Zariyât suresi, 51:49

[2] Rum suresi, 30:21

[3] Bakara suresi, 2:187

[4] Nisâ suresi, 4:19

Hakkında Hasim Angin

BİF Basın Yayın

İlgini Çekebilir

Camilerimiz ve Biz: 4 Nisan 2014 hutbesi

[printfriendly] “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve …