Pazartesi , Kasım 30 2020
Ana sayfa / İslam / Cuma hutbeleri / Müminler öğüt alır, öğüt verirler : -3 Mayıs 2013 hutbesi-

Müminler öğüt alır, öğüt verirler : -3 Mayıs 2013 hutbesi-

“Din nasihatten ibarettir.” (Tirmizî, Birr, 17)

Muhterem Müslümanlar,

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir hadîs-i şeriflerinde buyurduğu üzere, “Din nasihatten ibarettir.” (Tirmizî, Birr, 17) Ve Cenâb-ı Allah’ın, Asr suresinde tarif ettiği gibi birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler, yani nasihat edenler asla ziyanda değildirler. Bu nedenle müminler, başlıca rehberleri Kur’ân-ı Kerîm’de bulunan nasihatlar olmak üzere, bütün öğütlere karşı daima duyarlıdırlar. Zira öğütler, müminleri Allah’a yaklaştırır ve Allah’ın kendilerinden razı olması için birer vesile olur.

 

Her Müslümanın, büyük küçük farketmeksizin ömrü boyunca nasihate, bir öğüt verene ihtiyacı vardır. Kur’an’da tarif edildiği gibi, insan unutkan ve aciz bir varlıktır. Bu yüzden gerektiğinde kardeşlerimize nasihatte bulunmamız gerektiği gibi, kendimiz de kardeşlerimizin nasihatine açık olmalıyız. Bazen nasihatlar nefsimize ağır gelebilir, ama faydalı nasihatı kabul etmek müminin bir vasfı olmalıdır. Müslümanlar kardeşlerinin nasihatine duyarlılık göstermelidirler, ki tesirini görebilsinler. Rabbimiz Kur’an’da, öğüt ve hatırlatmanın yalnızca iman sahiplerine fayda sağlayabileceğini şöyle bildiriyor: ‘‘Sen öğüt verip hatırlat; çünkü gerçekten öğütle hatırlama, müminlere yarar sağlar. (Zâriyât suresi, 51:55)

 

Değerli Kardeşlerim,

İslam’da nasihatın yerinin ne kadar önemli olduğunu bize bizzat Kur’ân-ı Kerîm öğretmektedir. Hayat rehberimizde hikmet sahibi diye tarif edilen Hz. Lokmân (a.s.)’ın hem kendi oğluna, hem de Kur’an vasıtasıyla tüm insanlara verdiği altın öğütler vardır. Bu ayetlerde Hz. Lokmân (a.s.) evladına her öğüdüne, “Yavrucuğum” diye başlar. Rabbimiz bize bununla nasihatte tatlı dilin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Zira her şeyin bir adabı olduğu gibi, öğüt vermenin de bir usul ve adabı vardır.

 

Gelin, Hz. Lokman (a.s.)’ın ağzından hepimize yönlendirilen bu altın öğütlere kulak verelim. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruluyor: Lokmân, oğluna öğüt vererek: ’Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür.’ demişti… Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır. Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir. Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.(Lokmân suresi, 31:13-19)

 

Değerli Kardeşlerim,

Müminler Kur’an’ın çizdiği yol üzere hem öğüt alırlar hem de öğüt verirler. Ancak kendi hayatımızda uygulamadığımız öğüdün muhatabımızı etkilemeyeceğini de unutmayalım. Rabbim her birimizi faydalı öğütlerden yararlanan ve hayırlı öğütlerde bulunanlardan eylesin.

 

IGMG İrşad Başkanlığı

Hakkında Hasim Angin

BİF Basın Yayın

İlgini Çekebilir

Camilerimiz ve Biz: 4 Nisan 2014 hutbesi

[printfriendly] “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve …