Salı , Ocak 26 2021
Ana sayfa / İslam / Cuma hutbeleri / İslam’da ticaret ve Dürüst Tacirlerin Fazileti: -6 Aralık 2013 hutbesi-

İslam’da ticaret ve Dürüst Tacirlerin Fazileti: -6 Aralık 2013 hutbesi-

[printfriendly]

“Allah (cc), satarken müsamahalı, satın alırken müsamahalı ve borcunu öderken ve hakkı hak sahiplerine teslim ederken müsamahalı olanı sever” (Tirmizî, Alış-veriş, 74)

Muhterem Müslümanlar!

Cenab-ı Allah gördüğümüz, görmediğimiz, hissettiğimiz veya hissetmediğimiz tüm alemleri en güzel ve en mükemmel bir şekilde yaratmıştır. Bu alemlerin en mükemmeli ve en şereflisi ise hiç şüphesiz insanoğludur. İnsan, “Biz, gerçekten de insanı en güzel bir biçimde yarattık.’’ (Tîn suresi, 95:4) ayetinde ifadesini bulan mükemmelliği ile bu alemleri kendi emrine amade olarak bulmuştur. Fakat, insanın bu şerefli oluşu, aslında onun bu şerefi ne kadar koruyabildiği ile bağlantılıdır. İnsanın şerefi de ancak, Allah’ın ve Peygamberlerin çizdiği yolda adil, doğru ve iyi davranışlar üzerine kurulu bir hayat sürmesine bağlıdır. Bu hayat da, bu dünyada Allah’ın yarattığı nimetlerden helâl olarak kazanmakla ancak daim olabilir.

 

Kıymetli Müslümanlar!

Yaratılmışların en şereflisi olan insanın onur ve şerefi ile yaşaması, ya temiz  ve kaliteli bir işte çalışmasına veya  yüce Mevlâmızın şu ayet-i kerimesinde dikkat çektiği ticaret yoluyla olacaktır. Allah, “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helâldir”  (Nisa suresi, 4:4) buyururken, Resûlüllah (s.a.v) de şu hadis-i şeriflerinde dürüst ticareti ve dürüst tüccarı övmüştür. “Dürüst, sözüne ve işine güvenilir tüccar, nebiler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.” (İbni Mace, Ticaret 1.)

 

Aziz kardeşlerim!

Kimsenin kimseye güven ve itimadının kalmadığı, her şeyin adeta menfaat  ve çıkar çerçeveli düşünüldüğü günümüzde; Müslüman bir tüccar ahirette peygamber, sıddık ve şehitlerle beraber olmak istiyorsa mutlaka dürüst, güvenilir ve hilm sahibi, yani yumuşak huylu olmalıdır. Ticaretinde (alış-veriş esnasında) gereksiz yeminlerden kaçınmalı, ölçüde-tartıda son derece titizlik göstermelidir.

Müslüman bir iş adamı, müsamahalı ve güler yüzlü olmalıdır ki, tüccarın müsamahası, satış yaparken de alış yaparken de karşısındakini düşünmesidir. Yani, iş yaptığı kimselere karşı ticaretin elverdiği ölçüde müsamahalı olmalıdır. Bu durum aynı zamanda onun, Allah’ın nimetlerine şükürle yaklaştığının,  aç gözlü olmadığının işaretidir.

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Allah (cc), satarken müsamahalı, satın alırken müsamahalı ve borcunu öderken ve hakkı hak sahiplerine teslim ederken müsamahalı olanı sever”  (Tirmizî, Alış-veriş, 74) buyurmuştur.

 

Bu dünyada kazandığı nimetin şükrünün isbatı babından da Müslüman bir iş adamı, zekâtını mutlaka zamanında ve doğru şekilde hesaplayarak hak sahiplerine teslim etmelidir.  Müslüman işadamı, Müslüman tüccar, Müslüman işçi hayırda eli açık olmalı, ihtiyaç içindeki fakir fukaraya ve hayır kurumlarına yardımcı olmalıdır.

 

Değerli Müslümanlar!

Bir Müslüman ticaret için, alış-veriş için, kazanç için namazını ve sair ibadetlerini ise asla ve asla aksatmamalıdır. Unutmamalıdır ki, asıl ve büyük ticaret, âhirete yönelik ticarettir.

 

Bu arada, ahirette Peygamberlerle beraber olmak isteyen bir Müslüman tüccar ayrıca şunu iyi bilmeli ki;  tarihte İslam’ın en hızlı  yayılışı Müslüman tüccarlar eli ile olmuştur. Bu gün de: Mülevves (zalim ve haksız) ellerin kirlettiği dünyayı; hakka, adalete inanan, yaratılanı  yaratandan ötürü sevebilen inananlar onaracaktır. Ve bunda da  en büyük pay: Sözüne güvenilir, dürüst, nokta kadar menfaat  karşısında virgül kadar eğilmeyen, fedakar, cömert  ve onurlu Müslüman tüccarların olacaktır.

 

Muhterem cemaat!

Çünkü; ticaret sayesinde bir Müslüman, bu dünyada “Kuvvetli  Müslüman zayıf Müslümandan daha hayırlıdır.” ve “Veren el alan elden üstündür.” hadis-i şeriflerinin müjdesine nail olacak, böylece hem daha saygı değer, daha itibar sahibi olacaktır. Müslüman bir işadamı, inşaallah,  İslam’ın ilk yıllarında Mekke’de Hz. Hatice annemiz ve Hz. Ebubekir, Medine-i Münevvere’de: Hz. Osman, Hz. Talha, Hz. Abdurrahman bin. Avf gibi mallarını ve kazançlarını İslam’a ve Müslümanlara harcayarak yüce Mevlâ’nın “Şüphesiz ki Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır.” (Tevbe, 9:111) ayetinin  muhatabı olacaklardır.

 

Kıymetli Müslümanlar!

O halde bugün ticaretle  meşgul olan tüccar kardeşlerimize diyoruz ki: Ey Müslüman tüccarlar geliniz bu günün Ebu-Bekirleri, Osmanları, Talhaları olarak, savaş, gözyaşı ve zulme boğulmuş dünyamızı yeniden  hakka , adalete, barış ve esenliğe dönüştürmenin mücadelesini veren çalışmalara ve bu ulvi gayenin gerçekleştirilmesinin ana dayanağı olan gençliğin yetiştirilmesine bütün maddi  gücünüzle destek verin ki; yaşanılabilir bir dünyayı el birliği ile kuralım. Ne mutlu cenneti malları ile satın alabilen dürüst, güvenilir ve cömert tüccarlara.

Hakkında Hasim Angin

BİF Basın Yayın

İlgini Çekebilir

Camilerimiz ve Biz: 4 Nisan 2014 hutbesi

[printfriendly] “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve …