Pazartesi , Kasım 30 2020
Ana sayfa / İslam / Cuma hutbeleri / Irkçılığa karşı örnek olmak : -05 Nisan 2013 hutbesi-

Irkçılığa karşı örnek olmak : -05 Nisan 2013 hutbesi-

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurât suresi, 49:13)

 

Muhterem Müslümanlar,

Yabancılara saldırılar, ayrımcılık, cami yangınları gibi konular zaman zaman gündemi meşgul ediyor. Bu tür olayların sık sık tekrarlanması ise bizleri üzüyor ve endişelendiriyor. Çünkü bunların arkasında cahiliyenin bir göstergesi olan ırkçılık yatıyor. Irkçılık fenomeni geçmiş zamanlarda olduğu gibi günümüzde de birçok farklı kılıfa bürünerek karşımıza çıkabiliyor. İslam düşmanlığı, sağcı akımların güçlenmesi ve desteklenmesi, yabancı düşmanlığının artması Avrupa’nın birçok ülkesinde gündemin baş sıralarında yer alan, ırkçılığın sadece birkaç çeşididir.

 

Değerli Kardeşlerim,

Cahiliyenin en belirgin göstergesi olan asabiyet, yani her hangi bir kabileye, kavme mensubiyetin üstünlük vesilesi sayılması, Allah ve Resûlullah (s.a.v.) tarafından açıkça yerilen bir düşünce ve davranıştır. Yüce Kur’an’ı Kerîmimiz’de Rabbimiz bize çeşitli kavimlerin var olmasının sebebini şöyle açıklamaktadır:“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurât suresi, 49:13) Ayetten anlaşılan şudur ki, değişik milletlere, toplumlara ve dolayısıyla kültürlere mensup insanların var olması bizim için birer imtihan vesilesidir. Bir insanın yaşadığı toplumdan ya da o toplumun tarihi ve kültüründen ötürü hiçbir insanın değeri ölçülemez. Unutulmamalıdır ki, Allah katında değerin ölçüsü yalnızca takvadır.

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “…Bir kimseyi ameli geri bırakmışsa, nesebi, soyu onu kurtaramaz, yükseltemez, ilerletemez.” (İbn Mâce, Mukaddime 17, 225) Bu hadîsdüşüuluğaeiben können-i şerif, her hangi bir topluluğa mensubiyetin bir anlamı olmayacağını, takva ve amel olmadıktan sonra ırkla övünmenin, kavmiyet davası gütmenin boşuna olduğunu vurgular. Çünkü insanoğlunun elinde olmayan, kendisinin belirleyemediği ya da emek harcayarak ortaya koymadığı birşey ile övünmesi doğru olmaz ve dinimizn tasvip ettiği birşey değildir.

 

Muhterem Kardeşlerim,

Irkçılık, yaşadığımız ülkenin huzurunu bozduğu gibi Müslümanları da pasif bir duruma düşüebiliyor. Tabii bizler, ırkçılıklığın her türüyle mücadele edeceğiz ve hakkımızı arayacağız. Ancak kendimizi sürekli mağdur olarak görmemeli, sürekli şikayet eden bir pozisyonda olmamalı ve medyada da bu yönümüzle algılanmamaya gayret etmeliyiz. Biz Müslümanlar sadece şikayet eden değil, sorgulayan olalım. Sadece eleştiren değil, örnek olarak yol gösteren olalım. Dolayısıyla haksızlıkların karşısında en güzel tavrımız; biz Müslümanların farklı yönlerdeki başarılarımızla, çalışmalarımızla, topluma katkı sağlayan girişimlerimizle gündeme gelmemiz ve böylece ezber bozmamız olacaktır. Daha çok yaptığımız hayırlı işlerle dik ve karakterli bir duruş sergilemeli ve topluma iyi birer örnek teşkil etmeliyiz. Zira ırkçılık gibi kötülük ve belalar nasıl işlenmekle yayılıyorsa iyilikler de aynı şekilde yaşandıkça yayılacaktır inşallah.

 

IGMG İrşad Başkanlığı

Hakkında Hasim Angin

BİF Basın Yayın

İlgini Çekebilir

Camilerimiz ve Biz: 4 Nisan 2014 hutbesi

[printfriendly] “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve …