Çarşamba , Kasım 25 2020
Ana sayfa / İslam / Cuma hutbeleri / Helal hayat -2 Mart Hutbesi-

Helal hayat -2 Mart Hutbesi-

“Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara Suresi, [2:168])

Muhterem Müslümanlar,

“Helal” kelimesini günlük hayatımızda gıdalarımızın helal olup olmadığını tanımlamak için kullanırız. Fakat, İslam dinini bir hayat nizamı olarak ele aldığımızda dinimizin bizlere sadece gıdalarda değil, hayatımızın tamamında “helal”liği emrettiğini görürüz. Dolayısıyla Müslüman’ın hayatını, kısaca “helal” hayat şeklinde tanımlamak mümkündür. Bu da, sadece yiyecek ve içeceklerimizin helal olması anlamına gelmiyor; kazancımız, işimiz, günlük yaşantımız ve kazandık-larımızı harcadığımız yerlerin de hepsinin helal dairesi içerisinde olması gerekmektedir.

 

Bunun için bir Müslüman olarak, kazandığımızı hak edecek şekilde çalışmak, yani aldığımızı hak etmek için gayret sarf etmek, helal hayatımıza atacağımız ilk adımlardandır. Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamber Efendimiz (as)’ın birçok ayet ve hadisinde helal kazancın farz ibadetler kadar önemli olduğuna dikkat çekil-mektedir. Yüce Rabbimiz, Bakara Suresi’nde Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin.(Bakara Suresi, [2:172]) diye emreder. Sevgili Peygamberimiz de bir Hadis-i Şerif’inde bizlere şöyle buyurmak-tadır: “Farz olan ibadetleri eda ettikten sonra helal kazanç peşinden koşmak, farz kılınmıştır.” (Abdullah ibn Mesud, Beyhaki, Mişkat)

 

Değerli Kardeşlerim,

Hayatımızın helal üzerine kurulabilmesi için, Kur’an ve sünnetin bizlere çizdiği sınırları aşmamak gerekir. Peygamber Efendimiz (sav)’in ifadesi ile “helaller belli, haramlar da belli” olduğuna göre, bu sınırlar içinde kalmak Müslümanca bir hayatın temel ilkesidir. Bu nedenle evimizde, işyerimizde, çarşı- pazarda, aile ve akraba münasebetlerimizde, insanlarla ilişkilerimizde, kısaca hayatımızın tüm alanlarında İslamî ilkelere göstereceğimiz hassasiyetle Müslümanca yaşamayı sağlamış olacağız.

 

Böylece biz Müslümanlar, “helal” kelimesi-nin gıdalarımızın üzerinde bir etiket olmaktan ziyade, bütün hayatı ibadet haline getiren bir hayat tarzını ifade ettiğini daha derinden idrak etmiş ve Kur’an-ı Kerim’de geçen Hz. İbrahim (as)’in ifadesini iyi anlamış olacağız: “…Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben Müslümanların ilkiyim.’’ (En’am Sûresi, [6:162-163])

 

Muhterem Müslümanlar,

Ayetin ifade ettiği gibi, eğer bir Müslüman’ın hayatı alemlerin Rabbi olan Allah için ise, o zaman, o Allah’ın razı olacağı şekilde bir hayat sürecektir elbette. Kimsenin hakkına tecavüz etmemek, adaletli davranmak, yoksulu, yetimi, kimsesizi korumak, evlatlarımızı İslam ahlakı ile yetiştirmek, onları İslamî bir hayata hazırlamak, vurgulamaya çalıştığımız helal hayatın temel taşlarındandır. Verdiğimiz sözü yerine getirmek, bize emanet edilenegereği gibi sahip çıkmak, insanlara hakaret etmemek, insanların zararına olacak olan bir şeyi yapmamak, insanların zarara girmesini gönülden dahi geçirmemek gibi temel davranış ve ahlak biçimleri helal hayatı-mızın ilkeleri olmak durumundadır.

 

Bu manada Rabbimizin şu uyarılarını her zaman göz önünde bulunduralım: Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara Suresi, [2:168]) (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez.” (Maide Suresi, [5:87])

 

IGMG İrşad Başkanlığı

Hakkında Hasim Angin

BİF Basın Yayın

İlgini Çekebilir

Camilerimiz ve Biz: 4 Nisan 2014 hutbesi

[printfriendly] “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve …