Cuma , Kasım 27 2020
Ana sayfa / Makale / Flaman Bloku ve Flaman Menfaatı Bağlamında Belçika’da Aşırı Sağ

Flaman Bloku ve Flaman Menfaatı Bağlamında Belçika’da Aşırı Sağ

Avrupa ülkelerindeki ırkçı, İslam ve Müslüman düşmanı aşırı sağın yansımaları hiç kuşkusuz Belçika’da da toplumsal hayata etki ediyor. Daha önceleri bağımsız siyasal örgütlenmeye girmeyen aşırı sağ son 25 yılda, hem siyasal örgütlenmesini güçlendirmiş hem de düşünceleri ile toplumun merkezini yönlendirmeyi başarmış durumda. Aşırı sağ, siyasal anlamda merkezde bulunan büyük partilerin de önüne geçti. Şimdi ise, İslam düşmanlığını temsil eder hale gelmiş bulunuyor. Bu olguya paralel şekilde güçlü bir toplumsal örgütlenmeye sahip olan Belçika’da, sağcı ve ırkçı hareketlerle örgütlenmeler ikibinli yılların başında çok süratli bir yükseliş gösteriyor.
Bu yükselişte öne çıkan ve bir sağcı parti olan VB (Vlaams Blok), 1995 yılından itibaren oylarını yükseltmeye başladı. Vlaams Blok’un gelişimi 2004 yılında tepe noktasına ulaştı.
Oylarının giderek artmasının verdiği güvenle Vlaams Blok, yabancılara yönelik söylemlerini ve eylemlerini daha yaygın bir şekilde açıktan ve tüm siyasî faaliyetlerini yabancılar üzerinden ve özellikle de Müslümanlar üzerinden yürütmeye başladı. Vlaams Blok, Belçika’da yaşanan her türlü sorun ve sıkıntıların arkasında Müslüman kökenli insanların olduğunu, bunların başında ise Faslıların ve Türklerin geldiğini dile getiriyor. Oy oranını giderek artıran Vlaams Blok, siyasal hayata olduğu kadar toplumsal hayata da etki ediyor. Bu yüzden, Vlaams Blok’un Belçika siyasal hayatına hakim olmaya başlaması toplumsal eğilimleri de oldukça etkiliyor. Her şeyden önce medyayı da aynı kulvara sokan bu yükseliş ile birlikte, Faslılar ile Türklerin, yani Müslümanların geldikleri ülkelere geri dönmeleri halinde ülkede başgösteren pek çok sorunun ortadan kalkacağı yönündeki kanaatler yaygınlaşıyor. Bu kanaatler, sadece siyasal alanda değil, yazılı ve görsel medyada da yaygınlaşmaya başlandı. Bütün bunlara rağmen Belçika’da kalmak isteyen Müslümanların ise bu ülkenin “değer ve normlarına” saygı duymaları ve uyum sağlamaları gerektiği en sık ifade edilen görüşler olarak karşımıza çıkıyor.
Tabiî ki buradaki uyum ifadesi, kelimenin çağrıştırdığı ilk anlamı pek fazla yansıtmıyor. Bu ifade ile, Müslümanların kendi değer ve inançlarından vazgeçmelerini gerektiren bir uyum beklentisi gündeme getiriliyor ki, bu uyum gerçektende yasal eşitlik, özgürlük gibi Belçika’nın temel değerleri ile tamamen birbirine zıt bir uyum anlayışı öneriyor. Öte yandan böylesine bir uyum anlayışı, Belçika’nın karşılaştığı ekonomik, siyasal, sosyal ve hatta ahlâkî problemlerin temelinin, toplumun bir kesiminin İslamî değerlere sahip olmasından kaynaklandığı anlamına da geliyor. Halbuki hem ekonomik, hem siyasal ve sosyal problemlerin kaynağında Müslümanların sahip olduğu değerler bulunmadığı gibi, Müslümanlar özellikle sosyal ve ahlâkî problemlerin çözümünde bu değerler ile Belçika için bir artı değer oluşturuyor. Dolayısıyla, İslamî değerlere saldırmak, ülkedeki İslam düşmanlığını ve yabancı düşmanlığını örtbas etmeye yönelik bir davranış olarak karşımıza çıkıyor. Ne var ki, tüm bu gelişmeler toplumsal barışı da ister istemez bozuyor ve göçmenler ile çoğunluk toplumu olarak ikili bir zıt kutuplaşmaya yol açıyor.
Özellikle VB’nin yürütmüş olduğu yabacılara yönelik bu çalışmalar toplumsal huzur ve sükuneti ciddî manada bozmuş durumda. Öylesine ki, gelinen süreçte, VB’nin görüşleri Belçika toplumunda ciddî manada yer edindi ve Müslümanlara karşı toplumsal saldırıların meşru görülmesine yol açtı. VB, İslam karşıtlığını gündemde tutarak, toplumu açıkça etkiledi ve siyasal arenada İslam/Müslüman karşıtlığını temsil eden bir mümessil haline geldi.
Vlaams Blok partisi yürütmüş olduğu kampanya ve eylemlerle Müslümanların değerlerine yönelik ırkçı söylem ve eylemlerini yayınlarından veya parti toplantılarından sokaklara kadar taşıdı. Müslümanların toplu olarak yaşamış oldukları semt ve mahallerde yürüşler düzenleyerek ve Müslüman toplumu ve gençlerini provoke etmeye çalışarak, Müslümanların güya bu özgürlükçü anlayış ve toplumdan rahatsız olduğu kanaatini yaymaya çalıştı. Üstelik, VB sempatizanları Müslüman esnafların işyerlerine yönelik çirkin saldırılarda bulunarak insanlara ve ekmek teknelerine zarar vermeye başladılar.Bununlar birlikte, camilere yönelik ırkçı ve faşist saldırılarla Müslümanları bezdirmeye, yıldırmaya yönelik çabalar içerisinde direk olarak yer aldılar.
Yine bu parti ve destekçileri, ayırımcılık uygulamalarını okullara kadar taşıdı. Müslüman çocukların gitmiş oldukları okullarda, okul idarelerine baskı uyguluyarak çocukların okullardaki huzur ortamları bozuldu. Söz konusu partinin iktidarda bulunduğu belediyelerde, söylemler eylemlere dönüştürüldü. Müslüman çocukların dil ve “uyum yetersizliği” iddiasıyla Belçikalı arkadaşlarından ayrılarak, sadece onların bulunduğu bir sınıfda ders almaya zorlandılar.
Gelişmelerin toplumsal olarak da tehlikeli bir boyuta gelmesi sonrasında Vlaams Blok 2004 yılında Gent Yargıtay Mahkemesi tarafından, “ırkçılık ve ayrımcılık” kanununa muhalefet ettiği gerekçesi ile kapatıldı. Ancak parti,devlet yardımlarını kayıp etmemek için yeniden organize olarak ismini Vlaams Belang (Flaman Menfaati) olarak değiştirdi. Mahkeme doğrudan partiyi suçlamadı ise de partiye bağlı olarak çalışan üç derneğin “ayırımcı ve ırkçı” faaliyetlerinden partiyi sorumlu tuttu.
Bununla birlikte, yasaklama kararının tamamen siyasî bir karar olarak değerlendiren Vlaams Belang, bu tarihten sonra Müslümanlara yönelik söylemlerini daha da keskinleştirmeye başladı. Ülke genelinde reklam panolarını kullanarak ve Müslümanlar kastedilerek “Yabancılar dışarı, önce kendi insanımız” sloganları afişe edilmeye başlandı. Zaten Vlaams Belang, Flaman olmayan Belçikalılara karşı da ırkçı tutum izlemesi ile tanınıyor.
Belçika’da Müslümanlara karşı faaliyetlerini “Avrupa’nın İslamlaştığı” iddiasıyla Avrupa çapında diğer ırkçı ve faşist parti ve kuruluşlarla işbirliğine giden Vlaams Belang’ın önde gelen isimlerinden Filip Dewinter önderliğinde bir grup, 17 Ocak 2008 tarihinde, “Steden tegen islamisering” (Şehirlerin İslamlaşmasına hayır) derneğini kurdu. Kurulan bu dernek aracılığı ile uluslararası siyasî parti ve organisyonlarla birlikte hareket ederek, “Avrupa’nın İslamlaşmasının önüne geçilmesi” için birlikte hareket etme kararı aldılar. Ayrıca,“Büyük şehirlerdeki İslamlaşma ve cami yapımına dur” propagandası ile, Müslümanların ve müessese olarak da camilerin şehirlerde düzeni bozduğu ve görüntü kirliliğine yol açtığını iddia eden VB, bu amaçla,Hollanda, Almanya ve Avusturya’daki ırkçı partilerle işbirliği yapıyor.
Yürütmüş oldukları bu ırkçı eylem ve söylemleri ile toplumda korku salarak İslam ve Müslüman karşıtlığını haklı çıkarmaya çalışan VB, dünyanın herhangi bir yerinde Müslümanların karışmış olduğu bir olay olduğunda, hemen bu olayı kendi yaşadıkları yerlerde de olacakmış gibi topluma empoze etmeye çalışıyor.
Cami ve minare inşaası, daha önceleri toplumun genel olarak normal karşılaştığı bir gelişme iken, son zamanlarda revaçta olan “cami ve minarelere hayır kampanyası” ile toplumsal gündemin başına oturdu. Bu amaçlarla bizzat Vlaams Belang mensupları, kendi yayın organları ile camilerin önüne giderek birtakım eylemler düzenlediler. Bu çalışmaları yaparken Müslümanlar için önemli olan günler ve geceleri özellikle seçerek cami cemaatini ve Müslüman toplumu kışkırtmaya yönelik girişimlerde bulundular.
Vlaams Belang’a göre ülkede başgösteren işsizliğin temel nedeni yabancıların sayısının çok olmasında yatıyor. Fakat, işsizliğin önlenebilmesi için önerdikleri çözümler ile de gerçek yüzlerini gösteriyorlar. Bunun için, camilere yönelik kundaklama eylemleri dahil, şehir duvarlarına ırkçı söylemler yazarak topluma korku ve endişe yaymaya çalışıyorlar. Fakat burada bir gerçeğin altını da çizmekte fayda var. O da, camilere karşı yapılan eylemlerin doğrudan VB mensuplarınca yapıldığı idddiasının gerçeği yansıtmadığı olgusudur. Fakat bu tür söylem ve gösterilerin VB’nin resmî politikası olması sebebiyle, bağımsız hatta muhalif, başka ırkçı İslam ve Müslüman karşıtlarını cesaretlendirmesi, bu eylemlerin VB hesabına kaydedilmesine yol açıyor. Zira bu olayların, VB’nin İslam ve Müslüman karşıtlığı söylemlerinden sonra hız kazanması onların sorumlu olduğu şüphesini artırıyor. Bu da, bir başka açıdan bakıldığında ırkçı söylemlerin Belçika toplumunu ne kadar tehlikeli bir yola soktuğunun somut bir örneğini oluşturuyor.
Toplumsal eğilime paralel olarak, VB’nin temsil ettiği söylemlerden etkilenen kamu görevlisinin sayısı da giderek artıyor. Bu görevliler, hizmet vermiş oldukları kurumlarda göçmen ve yabancılarla (çoğunlukla Müslümanlarla) ilgili olarak kimi zaman önyargılı davranıp, göçmenlerin işlemlerini tamamen kendi istiyatiflerini kullanarak zorlaştırabiliyor. Böylece, bu durumlarla sık sık karşı karşıya kalan Müslüman toplumun kamu hizmeti veren kurumlara karşı güvenleri giderek zayıflıyor. DolayısıylaMüslümanların kimi kamu kurumlarıyla olan münasebetlerinde hep bir korku ve endişe hakim olmaktadır.
Bu tehlikeli gelişme, 2007 yılından itibaren oy kaybına uğrayan VB’nin toplumsal etkisi ile zıt bir istikamete doğru gidiyor. Yani, Vlaams Belang’ın düşüncesi toplumsal olarak giderek artan bir kabul görürken, VB’nin oy oranı azalıyor. Takip eden süreçte sürekli oy kaybetmeye başlayan VB, 2009 genel seçimlerinde yaşamış oldu oy kayıbı neticesinde seçimlerde Federal Parlamento için 11 sandalye ile eksik çıktı. Bu da VB’nin tarihinde almış olduğu en ağır seçim yenilgisi oldu. Siyasî yorumcular, gelecek seçimlerde bu düşüşün devam edeceğini öngörüyorlar. Ancak VB’nin bu düşüşünü ifade ederken bir başka sağcı partinin oylarının yükseldiğini ifade etmeden geçemeyeceğiz. Bu parti VB söylemlerinin bir kısmını bugün muhalefette olmasına rağmen, kurulan yeni hükümete dayatma yolu ile hayata geçirmeye çalışıyor. Yani, VB’nin kendi görüşlerini temsilde yeni ırkçı rakipleri yükselişe geçiyor. Bu durum da göçmenler arasında endişelerin artmasına neden oluyor.

Mustafa Akyüz

Hakkında mustafaakyuz

2 yorum

  1. beringenmilligorus

    cok guzel bir yazi mustafa baskanim,gercekleri iyi analize etmissin.

  2. Abdulvasih Seydaoglu

    Masaallah Mustafa abi…
    Pozitif butun yonlerinizi ve kabiliyetlerinizi bilirdik te, bu yonunuzun farkinda degildik. bunu da ogrenmis olduk. Allah razi olsun.
    Yazilarinizin devamini beklemek en dogal hakkimizir.
    dua ile…