Pazartesi , Kasım 30 2020
Ana sayfa / İslam / Cuma hutbeleri / Dünya ile ahiret arasında denge: -31 Ocak 2014 hutbesi-

Dünya ile ahiret arasında denge: -31 Ocak 2014 hutbesi-

[printfriendly]

“Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol, ahirete hazırlan.” [Câmiu’s-Sagîr, II/12, Hadis No:1201]

Muhterem Müminler!

Bugünkü hutbemiz, dünya hayatı ve ahiret arasında denge kurmak hakkında olacaktır.

 

Değerli Kardeşlerim!

İnsan hayatı o kadar karmaşık gelişmelerle doludur ki, hemen herkes yapması gereken bazı vazifeleri hiç farkında olmadan unutabilir. Bir Müslüman’ın ilk ve en önemli vazifesi ise Allah’a kulluktur. Ancak dünya meşgaleleri zaman zaman bize Allah’ı da unutturabilir. Fakat, Müslüman hayatını Allah’a kul olma gayreti üzerine inşa etmek zorunda olduğu için Allah’ı unutma gafletinden çok çabuk uyanmak zorundadır.

 

Öte yandan, Müslüman birey de bu dünyada yaşadığına göre, mevcut dünyada nasıl yaşanması gerekiyor ise o da öyle yaşamalıdır. Bir farkla ki, bizler Allah’ın çizdiği sınırları aşmadan yaşamımızı sürdürmek durumundayız. Nitekim Cenâb-ı Allah (c.c.), “Allah’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.” [1] ayeti ile bu durumu açıkça ortaya koymuştur. O hâlde, dünyadan nasibimizi unutmayacağız, helalinden çalışıp helalinden kazanacağız ve yine helalinden harcayacağız.

 

Muhterem Cemaat!

“Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol, ahirete hazırlan.” [2]buyuran Efendimiz (s.a.v.), bu dünya hayatı ile ahiret arasında kuracağımız dengenin temel ilkelerini “çalışmak ve ahirete hazırlanmak olarak” tespit etmiştir. Yine bir hadislerinde Efendimiz (s.a.v.), buna rağmen dünya hayatını tercih etmemeyi, ama ihtiyaçları da gidermeyi, “Sen dünyada bir garip veya bir yolcu gibi ol.” [3] buyurarak tavsiye etmiştir.

 

Bir başka âyet-i kerîmede, “İnsanlardan öyle kimseler vardır ki, ‘Rabbimiz! Bize (nasibimizi) dünyada ver.’ derler; böyle kimseler için ahirette bir nasip yoktur. Onlardan öyle kimseler de vardır ki, ‘Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından muhafaza eyle.’ derler.” [4] buyuran Allah Teâlâ, insanoğlunun bu dünyanın nimetlerinden faydalanmasını yermemiş, yalnızca bu dünya nimetlerinden faydalanırken ahiretin unutulmamasını istemiştir.

 

Muhterem Müslümanlar!

Görülüyor ki, ne bizleri yaratan ve bizleri kendisine kul olmakla görevlendiren Allah Teâlâ, ne de O’nun şanlı resulü olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu dünyadan nasiplenmeyi, bu dünyanın nimetlerinden pay almayı yasaklamıştır. Aksine, bunu teşvik etmişlerdir. Ve fakat, bu dünya nimetlerinin bizler için bir hedef, bir eğlence ve oyun olmaması gerektiğini de açıkça ortaya koymuşlardır.

 

Muhterem kardeşlerim!

Ebedi yurdumuz olan ahiretimiz için hazırlayacağımız azıkları bu dünyada toplamamız mecburidir. Çünkü ahiret yurdu, kazanma yeri değil, kazanılmışların değerlendirildiği yerdir. Onun içindir ki, dünya ve ahiret arasında kuracağımız denge bu azıkların sağlam kalmasına yol açacaktır. Okuduğumuz ayette de ifade edildiği gibi, Müslümanlar olarak bizler dünyadaki nasibimizi unutmayacağız, ama ahiret yurduna da hazırlık yapacağız. Allah bizleri ne bu dünyayı ne de ahireti kaybedenlerden eylesin!


[1] Kasas suresi, 28:77

[2] Câmiu’s-Sagîr, II/12, Hadis No:1201

[3] Buharî, Rikak 5, H. No:6416

[4] Bakara suresi, 2:200-202


Hakkında Hasim Angin

BİF Basın Yayın

İlgini Çekebilir

Camilerimiz ve Biz: 4 Nisan 2014 hutbesi

[printfriendly] “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve …