Pazartesi , Kasım 23 2020
Ana sayfa / İslam / Cuma hutbeleri / “Bilgi Çağı”nda yaşamak -30 Kasım 2012 hutbesi-

“Bilgi Çağı”nda yaşamak -30 Kasım 2012 hutbesi-

“Beni Allah’a yaklaştıracak yeni bir ilim öğrenmediğim günün doğmasında benim için hayır yoktur” (Buhâri, İmân, 32)

Muhterem Müslümanlar,

İnsanoğlu yaptığı teknolojik buluşlarla sadece güncel hayatına kolaylıklar getirmemiştir, aynı zamanda bilgiye ulaşımı da azami ölçüde kolaylaştırmıştır. “Bilgi Çağı” diye adlandırılan bu yüzyılda, teknolojik imkan dahilinde, artık arzu edilen zaman ve mekanda ihtiyaç olunan bilgiye ulaşabiliyoruz. Bu gelişme faydalı bir gelişme olsa bile, eğer bilgi olumlu veya olumsuz diye tasnif edilmez ise, değeri ölçülemez hale gelirse, hiç şüphesiz bilgi kirliliğine yol açacaktır. Böylece kendi kendimizi daha önemli işlerimizden alıkoymuş, kafamızı ihtiyaç dışı bilgi ve haberlerle doldurmuş oluyoruz. Halbuki faydalı ile faydasız bilgiyi ayırabilme yeteneği, kişiye küçük yaştan itibaren ilmin ilk basamağı olarak sayabileceğimiz kitap okuma alışkanlığının kazandırılmasından geçmektedir. Kitap okuma alışkanlığı olan çocuk ve gençler eğitim hayatlarında da çok daha başarılı olmaktadırlar. Okumayan nesillerin fikir üretme kabiliyetleri körelmektedir.

 

Değerli Kardeşlerim,

Bu durum karşısında günümüz insanın  yapması gereken; binlerce yıllık insanlık tarihinde, çağının bilgi birikimini değerlendiren, geliştiren ve bu birikime yeni bir bilgi üretimiyle katkı sağlayan, insana hizmet eden ve adaleti gözeten topluluklardan dersler çıkarmaktır.

 

İslam alemi de, “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı, Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle yazmayı öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir.” (Alak Suresi, 96:1-5) ayet-i kerimesi gereği, insanlığın ortak değerleri olan bilim, sanat ve edebiyat alanlarında bir çok yenilikler ve güzellikler getirmiş ve tarih sayfalarına Müslüman alimlerin isimlerini altın harflerle yazdırmıştır. İlim uğruna uzun seyehatlarda bulunulmuş ve her alanda ilmî çalışmalara önayak olmuşlardır. Bugün bile hayranlıkla okuyup faydalandığımız nice muhteşem eserler yüzyıllar öncesindeki ilim aşkını gözler önüne sermektedir.

 

Muhterem Müslümanlar,

Günümüz dünyasında yine Müslümanlar olarak bilim ve sanatta söz sahibi olabilmemiz, öncelikle bu çağın bilgisine sahip olmaktan ve bilgi üretiminin içinde bulunmaktan geçer.. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir hadis-i şeriflerinde, “İlim öğrenmek kadın erkek her Müslüman’a farzdır” (İbni Mâce, Mukaddime, 17) diye buyurarak, 14 asır öncesinden ilmin önemini dile getirmiştir. Okumak, sadece zihnimizi ve yeteneklerimizi geliştirmekle kalmayacak, aynı zamanda toplum içinde saygınlığımızı da artıracak ve söz sahibi kılacaktır. Okumak, insanı hem olgunlaştırır hem de bilgi kirliliğinin olduğu bu devirde, insanı faydasız bilgiye karşı bir kalkan gibi korur.. Kendisini yetiştirmiş okuyan kişi, kendi sabitelerini de rahatlıkla savunabilecek ve koruyabilecektir.

 

Değerli Kardeşlerim,

Yeniden ilim dünyasında etki sahibi olabilmek için, gelin kendi eğitmimizi tekrar gözden geçirelim. Biz okuyalım ki, çocuklarımızda bizleri örnek alarak ilme ve okumaya heves ve ilgi duysunlar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in “Beni Allah’a yaklaştıracak yeni bir ilim öğrenmediğim günün doğmasında benim için hayır yoktur” (Buhâri, İmân, 32) hadisinden yola çıkarak, vaktimizi boş meşgalelerle harcamayalım ve ne dünyamıza, ne de ahiretimize faydası dokunmayan işlerden uzak duralım. Ömrümüzü israf etmeyelim.

 

IGMG İrşad Başkanlığı

Hakkında Hasim Angin

BİF Basın Yayın

İlgini Çekebilir

Camilerimiz ve Biz: 4 Nisan 2014 hutbesi

[printfriendly] “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve …