Perşembe , Kasım 26 2020
Ana sayfa / İslam / Cuma hutbeleri / Aşure günü: -8 Kasım 2013 hutbesi-

Aşure günü: -8 Kasım 2013 hutbesi-

[printfriendly]

“Ben Mûsâ’ya sizden daha yakınım.” (Buhârî, Siyâm, 109)

Muhterem Müslümanlar,

İçerisinde bulunduğumuz hicri ay, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in de itibar ettiği Muharrem ayıdır ki, aşure günü diye meşhur olan gün de bu aydadır. Bu sene, 13 Kasım Çarşamba gününe rastlayan aşure günü, özellikle Yahudiler tarafından bir bayram olarak kutlanmış, Mekkeliler de İslam gelmeden önce bu güne özel hürmet göstermişler ve o günü oruçlu olarak geçirmişlerdir.

 

İbn Abbas (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre, Allah Resûlü Medine’ye geldiğinde, aşure gününün Yahudiler arasındaki önemini sormuş, onlar da bu günde İsrailoğullarının düşmanlarından kurtulduğunu ve Hz. Mûsâ’nın oruç tuttuğunu bildirmişlerdir. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.): “Ben Mûsâ’ya sizden daha yakınım.” buyurmuş ve ashabına bu günde oruç tutmayı emretmiştir. (Buhârî, Savm, 69)

Başka rivayetlerde, özellikle çocukların bu günde oruç tutmaya teşvik edildiği, bunun için de açlıkları akıllarına gelmesin diye, çeşitli oyun ve hediyelerle oyalanarak vakit geçirmelerinin temin edildiği belirtilmiştir. Ramazan orucu farz kılındığında ise Efendimiz (s.a.v.) aşure gününde oruç tutmayı tavsiye etmiş, ancak mecbur etmemiş, Yahudilerinkinden farklı olsun diye de, sadece Muharrem’in 10’unda değil, 9 ya da 11. günlerinde, iki gün olmak üzere oruç tutulmasını tavsiye etmiştir.

 

Aşure gününde meydana gelen olaylarla ilgili olarak bilinen rivayetler, genellikle Yahudi geleneğinden aktarılmıştır; Efendimiz (s.a.v.) bu konuda herhangi bir yorum yapmamıştır. Bu rivayetler arasında, Hz. Nûh (a.s.)’ın gemisinin tufandan kurtulması, Hz. Âdem (a.s.)’ın tövbesinin kabul edilmesi, Hz. İbrâhim (a.s.)’ın Nemrut’un ateşinden kurtulması, Hz. Yâkub (a.s.)’ın oğlu Yûsuf’a kavuşması, Hz. Mûsâ (a.s.) ve İsrailoğullarının Firavun’un zulmünden kurtulmaları ve Hz. Eyyûb (a.s.)’ın hastalığından o gün şifaya kavuşması gibi konular vardır.

 

Öte yandan, 1 Ekim 680 tarihinde, Peygamber Efendimiz’in torunlarından Hz. Hüseyin’in ve ailesinden pek çok kişinin, çok vahşi bir biçimde Yezid’in orduları tarafından şehit edilmeleri de bu günde olmuştur ki, tüm İslam dünyası bu acı günü her sene hüzünle anmaktadır.

 

Aşure günü sebebiyle, özellikle Türkler arasında yaygın olan, aşure tatlısı pişirerek ikram etme geleneği oluşmuştur. Bu geleneğin Hz. Nûh’un, gemisinde bulunanlara ikramda bulunmak için çeşitli tahıllardan bir yiyecek yapmasından kaynaklandığı ve Peygamberimiz’in aşure gününde aile efradına daha fazla ikramda bulunulmasını tavsiye etmesi ile başladığı söylense de, kesin bir bilgi yoktur. Özellikle Osmanlı saray geleneğinde devam eden aşure tatlısı geleneğinin temelinde ise, bu günün değerli bir gün olarak telakki edilmesi vardır.

 

Muhterem kardeşlerim!

Unutmayalım ki, bu günün değerli bir gün olabilmesi, ancak bizim o günde yapacaklarımız ile mümkündür. Oruç tutar, o güne mahsus bir ibadet olmasa da, nafile namaz kılar, tevbe-istiğfar edersek, işte ancak o zaman aşure günü bizim için değerli bir gün olacaktır.

 

IGMG İrşad Başkanlığı

Hakkında Hasim Angin

BİF Basın Yayın

İlgini Çekebilir

Camilerimiz ve Biz: 4 Nisan 2014 hutbesi

[printfriendly] “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve …