Cuma , Kasım 27 2020
Ana sayfa / İslam / Cuma hutbeleri / “Allah‘ın arzı geniştir” -8 Haziran 2012 hutbesi-

“Allah‘ın arzı geniştir” -8 Haziran 2012 hutbesi-

İslam, inanç esaslarını muhafaza etmek şartıyla, farklı yerel etkenlerle ve kültürlerle birarada yaşamayı, yani buralı olmayı, başarabilen bir yapıya sahiptir. Öyle olmasaydı bugün dünyanın her yerinde değişik ırklara mensup, başka lisanlara sahip ve farklı kültürel yaşam sürdüren Müslümanların yaşaması mümkün olmazdı.

Muhterem Müslümanlar,

Birçoğumuzun anne-babası veya dede ve ninesi göç ederek bulunduğumuz bu ülkeye geldi. Onlar, Almanya, Avusturya, Hollanda, Fransa ve Belçika gibi ülkelere, çalışmak ve daha sonra geri dönmek üzere geldiler. Gelirlerken de, beraberlerinde sadece emek güçlerini değil; dillerini, dinlerini, kültür ve değerlerini de getirdiler. Daha sonra buralarda kaldılar ve ailelerini, çocuk ve eşlerini yanlarına alarak Avrupa’da yaşamlarını sürdürmeye devam ettiler. Hayatlarında birçok sıkıntılarla karşılaştılar. Dinlerini her zaman istedikleri gibi yaşayamadılar, yabancı ve İslam düşmanlığına maruz kaldıkları da olduğu gibi, kültür ve kimliklerini kaybetme endişeleri her zaman gündemdeydi. Diğer taraftan eğitim, dil ve iş bulma sorunları da bu kaygılara eklendi.

 

Değerli Kardeşlerim,

Bütün bu olumsuzlaklara rağmen bilhassa Avrupa’da yaşayan Müslümanlar dinimizden beslenen iddialarını kaybetmediler. Çünkü biliyoruz ki, İslam kültürünün etkisi sınırlı bir coğrafya ile sınırlı kalmamış, dünyadaki kültürel gelişmeye doğrudan ya da dolaylı olarak büyük katkı sağlamıştır. Müslümanlar sadece büyük bir dinin temsilcileri değil, aynı zamanda büyük bir kültürün, medeniyetin de temsilcileridir. Bu kültürün ve medeniyetin, zamanla büyük eserleri ve büyük icraatları olmasının yanısıra ayrıca bugünkü Avrupa’nın gelişimine de büyük katkısı olmuştur. Birçok medeniyetin insanlığın ortak birikimi olarak Avrupa’ya taşınması, kimyanın gelişmesi, Arapça sayılar, cebir, logoritma, insan vücudunudaki kan dolaşımının keşfi, kahve, çay, halı sanatı ve daha birçok şeyin Müslüman tüccar ve ilim adamlarının kazanımlarıdır.

 

Müslümanların bunları başarabilmesi elbette İslam’ın dinî, fikrî, ilmî ve kültürel genişliğindendir. Allah’ın arzı geniştir” (Zümer Sûresi, [39:10]) ayetinin hikmetine münhasır olarak İslam, inanç esaslarını muhafaza etmek şartıyla, farklı yerel etkenlerle ve kültürlerle birarada yaşamayı, yani buralı olmayı, başarabilen bir yapıya sahiptir. Öyle olmasaydı bugün dünyanın her yerinde değişik ırklara mensup, başka lisanlara sahip ve farklı kültürel yaşam sürdüren Müslümanların yaşaması mümkün olmazdı.

 

Değerli Kardeşlerim,

Avrupa’da yaşayan Müslümanlar olarak bizler için bu ne anlama gelir? “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Tirmizi, İman, 12) Hadis-i Şerif‘i gereği her halimizle güvenilir olmalıyız. İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olanıdır.” (Cami’us-sağir, II, 10) Hadis-i Şerif’i gereği içinde yaşadığımız toplumda saygın, hizmet ehli ve etkin insanlar olarak bilinmeliyiz. Sadece bedenen değil, zihnen de bu coğrafyada ve bu çağda yaşamalıyız. İçinde yaşadığımız toplumu sadece dışarıdan değil, diliyle, kültürüyle, tarihiyle tanımalı ve hayat anlayışlarını kavrayabilmeliyiz. Çünkü ancak o zaman kendimizi, kültürel zenginliklerimizi ve davamızı bu çağda ve topraklarda yaşayan insanlara en güzel bir biçimde anlatabilir, onlarla dünya görüşümüzü paylaşabiliriz.

 

IGMG İrşad Başkanlığı

Hakkında Hasim Angin

BİF Basın Yayın

İlgini Çekebilir

Camilerimiz ve Biz: 4 Nisan 2014 hutbesi

[printfriendly] “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve …